17 Temmuz 2021 Cumartesi

Mihail, Panait Istrati


 ...

Kederli bir şekilde ve suskun oğlunu seyrediyor bazen de şöyle diyordu:

-Kuluçkadan ördek yavrusu çıkartan tavuk gibiyim: yüzme bilmeyi gerektiren yerde oğlumun peşinden gidemiyorum.

Evet, bu ördek palazının keyfince yüzdüğü idealizmin saf sularında onun peşinden gidemiyordu.Çaresizce kıyıda kalıyor ve neşeli çırpınmalara kendini teslim eden tuhaf civcivini gözden kaybetmemeye çalışıyordu.Sonunda civciv hep boş mideyle dönüyordu.Zira bu ışıklı sular hiç ama hiç karın doyurmuyordu ve hem de oralarda sık sık yıkanmak pahalıya patlıyordu.O ise, durmadan şakıyan ve bulduğunu gagalayan gökteki kuşlar örneği, bunun farkında değildi.Hatta bazen, Gavrila babanın "kuşu" azıcık da olsa bir şey bulamadan dönüyordu kümesine.O zaman, bu yüzmeleri sevmeyen ana tavuk, çorbasını iki katına çıkarıp, ikisi için toprağı deşeliyor ve dünyaya getirdiği sersemi besliyordu.

...

( "Deminden beri bu kadar basit bir şey için mi hazırlıyordunuz beni?" diyebilir bazı okuyucu.Evet dostum, işte buraya varmak için hazırladım sizi.Zira, söz konusu olan, edebi bir hayal ürünü değil de yaşamın ta kendisi -güzel yaşam, çirkin yaşam, acımasız yaşam- ise bunun basit bir şey olduğu kanısında mısınız?Çok mu yaşadınız bu gibi olayları?Bitler onu yerken, yutmak istercesine sanat düşkünü çok insan mı tanıdınız?Ben kendi hesabıma, otuz yıl boyunca yeryüzünde, doğudan batıya dolaştıktan, binlerce sefalet yuvasında yaşadıktan, her ulustan kişilerle dirsek temasında bulunduktan, binlerce gölgenin peşine düştükten, yüzüme biinlerce tükürük yedikten sonra sadece bu adamı keşfettim.Ama dünyalara bedeldi!)

...

Kalbi kırılan AAdriyan ağlama isteği duydu.Önünde, kollarını kavuşturmuş, itirazında samimi, anlamak istemeyen zavallı Mihail onun iyiliğine karşı kendini savunuyordu.Adriyan, ruhunda duyduğu ümitsizlikle, bir ağaca yaslandı, güneşi görmemek için gözlerini kapayan bu zeki adamın sırrını keşfetmeye çalıştı.

...

- Evet ama, bir insanı sevmek için önce onu tanımak gerek.
- Tam tersi!Bir insanı tanıyabilmek için önce onu sevmek gerek.İlgi duyduğunuz kişiler kendilerini sevdirirler ve böylece, bize kendilerini teslim ederler ve tanıtırlar.Derin sevgiden, aşktan başka yürekleri açan bir şey yoktur sanırım.

...

- Sefil halimin sizde uyandırdığı güzel duygular için teşekkür ederim, ama siz hayal ettiği şeyleri gerçeğin yerine koyan bir romantiksiniz.Ah şu gerçek!Tanımıyorsunuz siz onu ve onu tanımayı öğrenmenizi de sizin hesabınıza, istemem doğrusu.Hadi artık, bırakın beni deliğime döneyim.Ona elini uzattı ve ekledi:

- Yine de sizi iyi bir anı olarak saklayacağım.

...

...Hem sonra, dünya görmesini ve sevmesini bilen insanla dolup taşıyorsa, neden bunca zaman onu gören ve takdir eden çıkmamıştı?Hayır hayır!İnsanların yaşamını yönlendiren şu gizemli parmak vardı bu işin içinde.

...

Adriyan bakışlarını odasının beyaz duvarlarında gezdirdi ve hayatı bu şekilde anlamakta ne kadar yalnız olduğunu bir kez daha hissetti.Masasında üst üste dizilmiş kitaplardan biri dışarı doğru çıkmış, ismi görünüyordu: Çernişevski'nin "Ne yapmalı?" adlı yapıtı.

...

Orada Adriyan'ın yanına oturmuş, elleri arasında sanki çöp kutusundan çıkarılmış kasketi; aynı şekilde kirli gömleği; her yanı yırtık, yakası çok kirli, kolları çok uzun kıvrılmış gri ceketi; yamalık dolu pantolonu; sertleşmiş ve topukları aşınmış botlar; arada ortaya çıkıp tekrar kaybolan bitleri; rahatsız bir biçimde arasına sarkıttığı kolları -ve bütün sefalet yığını ortasında, sizin kalbinizin ve beyninizin içini araştıran, tatlı hayvan bakışına sahip ve dostluğun açık ruhuna güzel şeyler anlatan iki göz-, bundan daha acıklı bir adaletsizlik tablosu tanıyor musunuz ey dostlar?

( Yalnızlığa yenilmiş olan dost!Şu dünyada, nerede olursan ol, topla kendini ve sana hemen yüreğini sunan tanımadığın kişi önünde sevinç kadar, acı kadar büyük ol.İçinde gizlediğin hazineyi, sana sunulan hazineyle pazarlık etme!Umutlarını kırıp geçiren hangi fırtına olursa olsun soyluluğu bırakma, güven duygunu yitirme, yüreğinin saf sıcaklığına her zaman inan ve onu senden dilenen susamışı asla geri çevirme: Madem ki o sıcaklığı içinde duyuyorsun, emin olabilirsin ki ona sahip olan yalnızca sen değilsin, - zira yaşamın güzellikleri hiç kimsenin tekelinde değildir -ve seninle aynı irade sağlamlığına sahip olan bir tek dosta zarar vermektense, bir saatte bin defa aldanmış olmak daha yeğdir!)

...

...Çünkü eğer bir insan hafif olmak istiyorsa, onu terk etmeyen bitlerin ağırlığını, semtine uğramayan altının ağırlığına yeğlemelidir.Sefalete ben de bayılmıyorum ne de onun verdiği sersem acıya özellikle düşkünüm.Ancak, bir kez onun okyanusuna düşüldü mü, derinliklerinin dibine kadar gitmeyi, gülünç bir umutsuzlukla yüzeyde kalmak için çırpınıp durmaya yeğlerim doğrusu.

...

Çalışmak ilginç bir şey olmadığı için zenginler onu, can sıkıntısından patlamayalım diye biz diğerlerine, yoksullara vermiştir.

...

Babam demirciydi, ben de istedim hem de çok istedim demirci olmayı.Çünkü çekicin demire her vuruşunda metelikler yağıyordu.Ama, heyhat!Ne var ki çekiç darbeleri sadece demire değil, oğluna, on bir yaşındaki yumurcağa, bana da iniyordu.Ne o şaşırdınız mı?Evet öyle.Kendi babamın çekici tüm kemiklerimi kırdı.Tanrı aşkına söyleyin: benim babamın acımadığı kemiklerime dünyanın daha merhametli olacağını mı sanıyorsunuz?

...

Tüm bu olaylar Rus-Japon savaşı sırasında geçiyordu.Rusların yenilgisi açıktı ve İbrail'de de Slav kökenli pek çoktu.Bunlar ve aynı şekilde kentin diğer sakinleri "Küçük Peder" Çar'ın moraline destek olmak için çayhanelerde çene patlatıyorlardı.Çar ise Mançurya'daki ordusuna -cephane desteği yerine- her askere bir tane ikona yolluyordu.

...

Sonunda tütün satın alabildim ve izmarit içmeyi bıraktım, çünkü dert azmış gibi, ben aynı zamanda koyu tütün tiryakisi bir kuşum.

...

Petruşka neredeyse ölmek üzere olan annesine iyi bakmış.Ama yoksul olunca zaten öyle kolay ölünmüyor.Kim bilir, belki de babaların ve dedelerin birtakım günahlarının bedelini ödemek için mi yaşamak gerekiyor acaba?

...

Yoksul ve bakımsız evinde, tahta bir sedir üzerinde ateşten parıl parıl yanan gözlerini evin doğu köşesine yerleştirilmiş ikonalara dikmişti.Yanında ellerini tuttuğu küçük kızı ve oğlu vardı; ikisi de, asla affetmeyen hastalık tarafından şimdiden kemirilmeye başlamışlardı.Masanın üzerinde komşuların getirdiği bir fasulye çorbasının bulaşığı duruyordu.İşte bu manzara karşısında ben, zincire vurulmuş bir forsa kadar çaresizdim!

...

Duyuyor musunuz evlatlarım? dedi.Hiç şaşmayın!Papazın da, şeytanın da karısı olsalar kadınların hepsi aynıdır.Evlenir evlenmez sadakatlarıyla size zulmederler, onu zorla kabul ettirip hayatı sizin için çekilmez yaparlar.Fakat hey Ulu Tanrı!Bir dul olabilseydim!Evet, işte o zaman hayatım hayat olurdu.Zira biz papazlar bir defa dul kaldı mı, ne mutlu ki tekrar evlenmeye hakkımız yoktur.Akıllıca yapılmış yasa diye buna denir.Yapan mutlaka başından evlilik geçmiş birisi olmalı.

Haydi dostlarım, dedi kadehi kaldırarak: Yiyip içelim!Ne mutlu ki evlilik zehriyle zehirlenmemiş olan şu mübarek İsa efendimizin kanı bize kalmış hiç değilse!

...

Hayduk: Tam anlamıyla bizim haydut sözcüğünün karşılığı olmayıp, zenginlerden çaldıklarını yoksullara dağıtarak iyilik eden halk kahramanları anlamına gelir. (Nihal Önol)

...

- Koşalım şimdi, olabildiğince hızlı koşalım, yoksa bu senin sonun olur.

Adriyan itiraz ediyor:

- Ölmek yok!..Yaşayacağız!..Çünkü birlikte koşuyoruz, hem de aynı yolda!..

...

Panait Istrati
Mihail
Adriyan Zografi'nin Gençliği
Yaba Yayınları
Çeviri: Rıza Katı

Corto Maltese - Hugo Pratt

Corto Maltese - Hugo Pratt

Tuzlu Denizin Şarkısı 
Oğlak Burcunun Altında
Git Gidebildiğin Kadar

Yapı Kredi Yayınları
Çeviren: Goncagül Erdoğdu











Dino Buzzati Üzerine Birkaç Değini


...

1930

13 Ocak tarihli mektubunda Buzzati, içinde bulunduğu durumu şöyle özetliyordu:  "Hayatım her zamanki gibi konserlerle, gazetede yanlış bir şeyler yapma korkusuyla, huzursuzlukları, B. ile buluşmalarımı, yalnızlığımı ve Nina'nın şu anda kocası ve çocuğuyla yaşadığı dorukları kar kaplı dağları düşünmekle geçip gidiyor.Bazen farklı bir şeyler yapmak istiyorum, ders çalışmak, piyano çalmak ya da bir sanat eseri kaleme almak gibi; ama sonra öyle korkunç bir uyuşukluk geliyor ki üstüme, beynimin gündelik hayat içinde sanki ezildiğini hissediyorum."

İki yıllık eğitim sürecinin ardından Buzzati, profesyonel olarak (14 şubat) gazeteciler sendikasına (o dönem Lombardiyalı Faşist Gazeteciler Sendikası olarak anılıyordu) kaydını yaptırdı...

Yaptığı geziler ve tırmanışlar sırasında ilk romanı üzerine fikirler üretti.Günlüğünde bu durumu şöyle anlatıyordu: "Yazılmayı bekleyen Dağların Adamı Barnabo'nun hikâyesini düşünüyorum.İşte vadiye doğru uzanan ilk yol, akşam vakti ve genç Barnabo'nun yorgunluğu; en iyisi uzaktaki ateş ve mızıka melodileriyle geceyi orada geçirmek.Doruklarda bulunan o evdeki yaşam, av, tutsak karga, fırtına ve olup bitenlerin hikâyesi.Cephane bekçiliği, gri öğleden sonraları ve ruhlar, dağların son yaşlı ruhları."

Buzzati, Lombardiya Halkı ve haftalık dergi Milano Faşist Bölge Federasyonu Siyasi Sendikası'nda çalışmaya başladı.Burada makaleler, hikâyeler kaleme aldı, çizimler yaptı.

...

1934

Buzzati, Kafka'nın yapıtlarıyla ilk kez bu dönemde tanıştı.Artura Brambilla'ya yazdığı 3 Nisan 1934 tarihli mektuora bu durumdan şöyle bahsetmekteydi: "Geçici fiziksel nedenlerden ötürü Kaka'nın kitabında fazla ilerleyemedim.2 Haziran 1935 tarihli mektup ise şöyleydi: "Şato hakkında ne düşünüyorsun?Bence o kitap, Kafka'nın tarzını Dava romanından çok daha iyi yansıtıyor."

Buzzati, Yaşlı Ormanın Gizemi adlı eserinin yazım aşamasını bu dönemde tamamladı.28 Eylül'de Brambilla'ya şöyle yazacaktı: "İki yıldan beri üzerinde uzun uzun düşündüğüm hikâyemi iki dakika önce bitirdim.Benim hoşuma gitti, fakat bu bana yetmez."

...

1947

Milano'da kamp yapmakta olan kırk dört çocuk, 16 Temmuz'da Albenga'da bir deniz motoru kazasında boğularak can verdi.Buzzati'nin bu talihsiz kazayla ilgili yazısı büyük yankı uyandırdı: Kırk Dört Anne Kalbinde Dünyanın Tüm Acıları (18 Temmuz 1947)

...

1955

Klinik Bir Vaka eseri Paris'te sahnelendi.Sahneye uyarlayan Albert Camus idi.Eser, 9 Mart'ta Theatre La Bruyere'de, Georges Vitaly^nin yönetmenliğinde seyirciyle buluştu.Buzzati de izleyiciler arasındaydı.Halkın ve eleştirmenlerin ilgisi büyüktü; bu durum Camus'nün etkili sunumunun bir sonucuydu.Camus, Buzzati'yle sıkı bir arkadaşlık bağı kurdu: "İtalyanlar, Kafka'nın ya da Dostoyevski'nin onlara gösterdiği dar kapıdan geçse bile bedenlerinin ağırlığını kendileriyle birlikte sürüklerler.(Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış.)Ve karanlıklarıyla ışıldamayı sürdürürler.Buzzati'nin eserlerinde hem trajik hem de samimi bu basit yaklaşımı keşfettim ve uyarlayıcı olarak ona hizmet etmeye çalıştım."

...

1961

Şıubat 1961'de, Paolo Minelli ile bir konuşmasında Buzzati, özel hayatına dair bazı noktalara değindi: "Geç olgunlaşan bireyler vardır, olgunlaşmaları için yıllar gerekir.Ben bu insanlardan biri olmalıyım.Çoğu şeyi hâlâ anlamıyorum, birçok şeyi ise ancak artık bir işime yaramadıklarında anlayabildim.Bir kadına duyulan sevgiden, aşktan söz ediyorum, sevişmekten değil.Kıskançlıklar, tutkudan doğan gözyaşları, ölme hatta öldürme arzusu, bir nankör, bir sadakatsiz uğruna umutsuzca acı çekmenin verdiği zevk, tüm bunları ancak şu sıralar keşfettim.Yine de artık olgunlaştım diyemem, yirmili yaşlarıma ancak şimdi geldim sanki."

...

1966

Buzzati bu dönem, Federico Fellini'nin çekeceği G. Mastorna'nın seyahati adlı filmin senaryosu üzerinde çalıştı.Federico Fellini eskiden beri Dino'nun hayranı olduğunu açıklamıştı, özellikle lisede okuduğu "Domenico Molo'nun Tuhaf Yolculuğu" isimli hikâyeyi hâlâ anımsıyordu.Buzzati 1966-67 yılları arasında senaryonun yazım aşamasını tamamladı, ancak film bir türlü çekilemeyecekti.

...

1971

İlerleyen zamanlarda yazarın sağlık durumu gittikçe ağırlaştı."Tıpkı hikâyelerinde yer verdiği zaman ve mekânın dışındaki bir kahraman gibi, onun günden güne bizden uzaklaştığını gördük.Gittikçe daha yalnızdı, gittikçe bir gölge, bir uğultu ya da bir fısıltı gibiydi."

...

Dino Buzzati Üzerine Birkaç Değini
Yedi Ulak - Kronoloji

Prologue, Kısa Film - Bela Tarr - Visions of Europe (2004)

 Prologue - Kısa Film - Bela Tarr
Visions of Europe (2004)


Yedi Ulak - Dino Buzzati Öykülerinden


Romanlarıyla tanıştığımız Buzzati'nin hikâyeciliğine dair çok önemli bir kitap.
Kısa alıntılarla geçiştirilemeyeceğine inandığım, 
birbirinden güzel öyküler var.
İtinalı biçimde hazırlanmasıysa ayrı güzellik katmış.
Okunmasına vesile olsun.
...

Yeni çizmelerini yere sürterek ilerleyen askerlerin başlıklarının altından boğuk sesler duyuluyordu; tüfeklerini, 37 model güzel tüfeklerini tıpkı heybe gibi yana sarkıtmışlardı.Hemen hemen herkesin bakışları yerde, önünde yürüyen arkadaşının yukarı doğru kocaman çamur yığını fırlatan topuklarındaydı.Hükümet elbette bu genç birlik için elinden geleni yapmıştı.Tıpkı fişek çantalarındaki gibi, ayakkabıların üstündeki yumuşak tüyün de birinci kalite olması memnuniyet vericiydi.Yağmurda bile formunu kaybetmeyen klasik model başlıklarda hala fabrika kokusu vardı; İtalyan bayrağının üç rengini taşıyan, el yapımı kuşakları göz alıcıydı.Tüm bunlara rağmen hepsi de kader denen o şeyin varlığına duyarsız bir halde yürümeyi sürdürüyordu.Kader yola çıkmadan evvel bana görünmüştü: Kışlanın karşısındaki meydandan dörtnala gelen gizemli bir at kılığındaydı.

...

(Askeri Zarafet)

---

...

Cevere'nin sesinin yükseldiğini duydum; fevkalade derindi, ne neşeliydi ne de hüzünlü, yeryüzünün mutsuzluklarından azar azar uzaklaşmıştı sanki."Benim adım Cevere" diyordu (ah, elbette onun barbar dilini bilmiyordum, ama yine de anlayabiliyordum.) "Benim adım Cevere," diyordu, "yılların insanın neşesini hiç yitirmeden geçtiği, büyük nehirlerin olduğu topraklara gidiyoruz."

O an, ölüler de şarkı söylemeye koyuldu, fakat fazlasıyla hüzünlü bir koroydu bu, hayata dair pişmanlıklarını anlatıyorlardı: "İpek giysiler," diyorlardı, "yiyecekler, gece görülen düşler, sütler, şişman develer, esmer kızlar, savaş hayalleri, oğlak etinin tadı, ah ne kadar da az zaman geçirdik birlikte!"

...

(Cevere)

---

...

Şimdi kaybolmuş ve tek başına.Ne bomboş göklerden ne sımsıkı kapalı termit tepeciklerinden ne de yeryüzündeki herhangi bir yerden biri gelebilir yardıma.Kısa adımlarla yürümeyi sürdüren ve gittikçe daha devasa, belirsiz görünen kendi gölgesi önünden gidiyor ama iri cüssesi artık hiçbir işe yaramıyor, az önce duyumsadığı o gurur, yarasından akan kanla dışarı damlıyor ve tohum misali yol boyunca toprağa ekiliyor.

...

(Yaşlı Yabandomuzu)

...

Yedi Ulak
Dino Buzzati
Deli Dolu - Tudem Yayın Grubu
Türkçeleştiren: Özge Parlak Temel

Visions of Europe (2004), Kısa Film - Stijn Coninx

 Visions of Europe (2004)
Kısa Film - Stijn Coninx


Herge & Tenten

 
Herge & Tenten
1965

"Her çizer kendini çizer." 
                                    Yılmaz Aslantürk

Evropa - Kısa Film, Damjan Kozole - Visions of Europe (2004)

 
Visions of Europe (2004)
Kısa Film - Damjan Kozole

16 Temmuz 2021 Cuma

el-Mervezi'nin Cömertliği, Cimrilerin Yemeği - İbn Abdirabbih

Asmai anlatıyor:

el-Mervezi kendisine gelen ziyaretçilerine:

"Bugün öğle yemeği yediniz mi?" diye sorardı.Eğer, "Evet" deseler:

"Öğle yemeği yememiş olsaydınız, size bir şeyler yedirirdim.Ancak yemişsiniz." diye cevap verirdi.
Şayet, "Hayır" deseler bunun üzerine:

"Eğer öğle yemeği yeseydiniz size şarap ikram edecektim." derdi.

Dolayısıyla misafirleri "Evet" de deseler, "Hayır" da deseler bir şey kazanmıyorlardı.

---

Cimrileri hicveden şiirlerden:

Tıka basa dolu olsa da sarayın iğne ile
Ve Hz. Yusuf gelip senden rica etse
Yırtılmış gömleğini dikmek için
Tırnağını bile vermezsin o peygambere

...

Evde oldukları bilinmesin diye dilsiz olur
Namazlarını bile ezansız kametsiz kılar!

...

el-Mervezi'nin Cömertliği, Cimrilerin Yemeği
İbn Abdirabbih
Şarlatanlar, Deliler, Cimriler ve Asalaklar

The Miracle, Kısa Film - Martin Sulik, Visions of Europe (2004)

 

The Miracle - Kısa Film / Martin Sulik
Visions of Europe (2004)





The Miracle - Kısa Film / Martin Sulik
Visions of Europe (2004)

Vitalina Varela (2019), Pedro Costa

Vitalina Varela (2019), Pedro Costa
- Biz bu gölgelerden doğduk -

...
Yol zordu.
Her iki taraf...ve aşağısı
Karanlık yeryüzünü kapladı.
En yüksek tepenin ardına vardı.
Aniden, yüzü yumuşak fakat muazzam bir ışıkla aydınlandı.
Ne var ne yoksa önüne serilmişti.
Vadi ve uçurum
ve gökyüzünün bir kısmı
saf bir ay ışığı olarak ortadaydı.
Bu parlak yüz, İsa'nın hiç dokunmadığı bir kişiye aitti.
Fakat diğer yüz; öptüğü yüz karanlıkta kalmıştı;
sanki onun suçunu gizler gibi.
Hiç ışık yoktu.
Karanlık bir geceydi.
Dünya ikiye bölünmüştü.
Ve bu yarısı gölgelerin içinde kalan kısımdı.
Biz bu gölgelerden doğduk.









Vitalina Varela (2019), Pedro Costa
- Biz burada hiçkimseyiz -












Vitalina Varela (2019)
Pedro Costa

Gözden Irakta - Aydın Selcen


 "ve yüzleri unutmaya başlayarak saldırıya geçiyorum
ve bazı yerlerde hiç bulunmadığıma yemin ediyorum."

Philip Larkin, "Kış Sarayı", 1978

...

Askerden döndüğümde yeni Müsteşar Onur Öymen (ben girdiğimde Müsteşar Büyükelçi Özdem Sanberk'ti ve benim zihnimde hep "Müsteşar" sözcüğünün cisimleşmiş hali olarak kaldı) birden fazla dil bilenlerle Enformasyon Dairesi'ni güçlendirmeye karar vermişti.Beni de oraya verdiler.Doğrusu, tüm bir yıl yabancı gazeteleri okuyarak boş oturdum ve boş oturdukça kendimi sorguladım durdum.Godard der ya, "Bir sandalye çekip, boş bir duvara saatlerce bakarsanız, o duvarda yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu düşünmeye başlarsınız," diye, biraz öyle.

(Başlangıç)

...

Mesud Barzani ile Maslak'tan yokuş aşağı inerken gözü Çetin Doğan Kışlası'nın girişindeki tabelaya takıldı.O dönemde Çetin Doğan hapisteydi.Bana dönüp davanın serencamı hakkında bilgi almak istedi.Sonra camdan dışarı boşluğa doğru bakarak, "Çetin Paşa, Türkiye'nin bizim tarafa gönderdiği en nitelikli askerdi.Yalnızca bir general değil, çok iyi diplomattı da" dedi.Verecek yanıtım yoktu, sustum.

...

(Barzani)

...

Caydırıcılık önemli.Eğer belimde silahla masaya oturursam ve siz silahsızsanız, müzakerede elim daha güçlü demektir.Belimde silah olduğunu size ceketimi hafifçe sıyırıp gösterirsem bu bilgi sizin tutumunuzu ve müzakerenin seyrini etkiler.Ya sizin silahsız olduğunuza dair bilgim yanlışsa?İstihbarat bunun için önemli.Pekiyi, silahlı olduğum halde, hiçbir koşulda elim belime gitmiyorsa veya silahı çekip ateşlemeden tekrar yerine koyuyorsam?Muhataplarım "kalıbının adamı değilmiş" diye düşünmeye başlar.Bu da müzakerede istediğim sonucu almamı güçleştirir.

...

Diplomaside iletişim dostluk demek değil.İkinci dünya Savaşı sonunda Patton ile Jukov Berlin'e yarış halinde eşanlı girer.Seramoni sırasında, kadehleri ellerindeyken Patton tercümana "ona bir o.ç. olduğunu söyle" der.Tercüman kekeler.Patton ısrar eder, tercüman çeviriyi yapar.Jukov'un suratı asılır, sert tonda Rusça yanıt verir.Öfke patlamalarıyla tanınan Patton "ne dedi" der.Tercüman yutkunarak "o da sizin bir o.ç. olduğunuzu düşünüyormuş" der.Patton'un gülümsemesi yüzüne yayılır."O zaman iki o.ç. bir arada bu işi halledelim" der.Doğru diplomatik iletişimin temeli tam da budur.

...

Senarto dışına çıkmamak.Buna (benim "guru" kabul ettiğim lisedeki muhterem edebiyat hocam Mişel Tagan'ın tabiriyle) "tablonun üzerine işememek gerekir" de diyebiliriz.Yazılı senaryo içinde doğaçlama hakkınız vardır.Ama senaryoyu yırtıp atmaya kalkarsanız "master plan"a aykırı hareket ederseniz, bir el er veya geç kulağınıza yapışır.

...

Çoktaraflı meşruiyet.Diplomaside bir odanın zeminini boyarkenkapıya doğru gerilemek, kendinizi bir köşeye hapsetmemek esastır.Manevra alanı bırakmak hayatidir.Özellikle bizimki gibiorta sıklet ülkelerin hariciyeleri bunun için akeri müdahalelerde öncelikle uluslararası örgütlerden karar veya destek arar."Uluslararası camia" denildiğinde çoğunlukla akla münhasıran ABD gelir, doğru.Ama bakın Fransa, ABD'nin Suriye'yi vurmasına desteğini açıklarken, bu tür müdahalelerin "ABD başkanının tepesinin atmasına değil, çoktaraflı meşruiyete dayanması gerektiğine" de dikkat çekti.Manevra alanını, Şark kurnazının kıvırma payıyla da karıştırmamak gerekir.

...

(Diplomasi)

...

Yıl sonu geldiğinde şirkete ayrılma kararımı bildirdim...Çocukken ilk kez okuyup halen dahi en sevdiğim Türk yazarların başında gelen Sait Faik, hani Adapazarı'nda babasına ait ambarda çalışırken deneyimini "çucallar gelir, çuvallar gider, benim de ticaretten anladığım budur" diye anlatır ya, herhalde benim de bu işlerden anladığım bu kadardı.Sepil istifa kararımı öğrenip, tepki göstermesine karşılık, yine kendiliğinden girişimde bulunup, ayrılırken de bana belirli bir miktar toplu ödeme yapılmasını da sağlayacaktı.Böylece Erbil sonrası Ankara defterini de nihayet kapatıp, İstanbul'a kendi semtim Dalyan, Fenerbahçe mıntıkasına yıllar sonra temelli geri döndüm.

...

Kendimden çok genç insanlar tanıyıp, onların ne denli ileri gittiklerini ve ne denli hızlı hareket ettiklerini, kısa zaman içine ne denli farklı ve çok deneyim sığdırdıklarını gözlemledim.Yanında benim yaşadıklarımın sözü dahi edilmeyecek büyük acıların, zorlukların, sarsıntıların hatta belki skandalların içinden gelip geçmiş insanların güleç yüzlerini, geleceğe dair iyimserliklerini, mücadeleci dayanışmalarını ama hepsinden önemlisi omurgalarını yitirmediklerine tanıklık ettim.

(Sonrası)

...

Aydın Selcen
Gözden Irakta
İletişim Yayınları, 2019

Ich war zuhause, aber (2019) - Evdeydim, ama - Angela Schanelec & Soundtrack: Let's Dance - M. Ward

Ich war zuhause, aber (2019) - Evdeydim, ama - Angela Schanelec
 Soundtrack: Let's Dance - M. Ward












Ich war zuhause, aber (2019) - Evdeydim, ama - Angela Schanelec
-Tirad-









Ich war zuhause, aber (2019) - Evdeydim, ama
Angela Schanelec