20 Ocak 2019 Pazar

julien donkey-boy (1999) - werner herzog / harmony korine













"Uyarı: Aşırı duyarlı kişiler kullanmamalıdır."
Aşırı duyarlıymış.
Ben aşırı duyarlı mıyım?
Ben aşırı duyarlı mıyım?
İnatçı mıyım?
Lanet olsun.
Doğal yükseklik...Dağlar gibi...En yukarıda.
Everest Dağı neredesin?
Vücuduma Everest'i depola bakalım.








Rüzgar neden tuhaf?Rüzgar tuhaf.
Rüzgar sahiden tuhaf.
Çünkü...çünkü rüzgar hafifçe esiyor.
Hafifçe esen rüzgar meltemdir. Meltem de bir hikayedir, hikaye de bir masaldır.
Bunun üstesinden gelemem.Bunun üstesinden gelemem.
Bunun üstesinden gelemem.
Anlatabiliyor muyum?
Onunkileri de seviyorum.
Onunkileri de seviyorum.
LAPD, NYPD, NYPD...
Tepeye çıkıp aşağı doğru devam edin...öyle daha kolay olur.
Tepeden inin, daha kolay olur.
Tepeler yükselir.
Tepeler genelde yükselir.
Tepe aşağı giden bir yer bulursanız,işiniz çok kolaylaşacaktır.
Hosanna koyu boyunca...
Bakar mısınız? Bakar mısınız?
Hangisi benim ile ağacım?
Şu ağaç mı yoksa şu ağaç mı?
- Ne bileyim.
- Ağacımda bir ailem var...
Bir de, diğer ağaca bakayım.
Karar vermek zor.Karar vermek zor.
Bir o yoldasın, bir bu yolda.
Tek çözüm yolu NYPD. NYPD ile sakın dalaşma.
LAPD, NYPD. NYPD'yi seviyorum.



Henüz altı yaşımdayken annem bana, 
tek yapmam gereken şeyin enerjimi toplamak olduğunu söylemişti.
Gücüm yoktu.Vücudum yoktu.







50'lerde, konuşan kuşların dünya şampiyonası vardı.
Bütün papağanları ve Borneo sığırcıklarını yolladılar...
Bir de iyi konuşan bir çocuk vardı.
Fakat o zamanki şampiyonayı minik bir muhabbet kuşu kazanmıştı.
Muhabbet kuşu şöyle diyordu:
"Kuşlar zekidir ama konuşamazlar."




-Bir şiirim var.Dinlemek ister misin?
-Olur.
-Baba, şiir okuyabilir miyim?
-Oku.

"Gece yarısı kaosu...
Ahiret kaosu...
Gece yarısı kaosu, ahiret kaosu...
öğle kaosu, ahiret kaosu, akşam kaosu...
ahiret kaosu, gece yarısı kaosu, ahiret kaosu...
sabah kaosu, ahiret kaosu, öğle kaosu...
akşam kaosu, ahiret kaosu...
gece yarısı kaosu, ahiret kaosu...
sabah kaosu, ahiret kaosu...
öğle kaosu, ahiret kaosu...
akşam kaosu, ahiret kaosu...
gece yarısı kaosu, ahiret kaosu...
öğle kaosu, ahiret kaosu...
akşam kaosu, ahiret kaosu..."


-Julien, kes şunu.
"Sabah kaosu, ahiret kaosu..."
"Kaos, kaos" deyip duruyorsun.Kafiyesi bile yok.
-Kaos ile kafiyelendiriyorum.
- Hadi ama.Hadi artık kes şunu.Buna şiir denemez.
- Henüz bitirmedim.
"Gece yarısı.."|
- Nasıl bir şiir şimdi bu?
Kafiyesi bile yok."Kaos, kaos" deyip duruyorsun.
Kafiyesi bile yok.Kaos.
Kaosa ne olmuş?
- "Gece yarısı..."
-Kes. Kes.Aşırı sanatsal olduğu için beğenmedim.Bildiğin gibi, ben gerçekçi şeyleri severim.Nasıl desem...mesela Dirty Harry'nin sonu gibi.Dirty Harry'yi izledim, filmin sonu sanki bir güç gösterisiydi.Nasıl?Şu muazzam sahne.İyi dinleyin.Sessizce dinleyin.Büyükanne, dinle.Sessizce dinle.Sahne şöyleydi.Dirty Harry, kötü adamı kıstırır.Ama cidden kötü bir adamdır ve o muazzam sahne.Birbirlerine bir sürü mermi sıkarlar.Mermileri saydırmaktadırlar...sürekli de ıskalarlar.Sonunda kötü adam bir şekilde silahını düşürür.Yere düşmüştür.Harry, adamın üzerine çullanır.Harry artık adamı aşağılamaktadır.Harry ayakta durmakta ve adamı aşağılamaktadır.Adama şöyle der, "Çok kurşun harcadık.Ne dersin, silahında kurşun kalmış mıdır?"Adam cevap verir."Şu an kendine şu soruyu sormalısın: Acaba şansım yaver gider mi?"O an kötü adam silahına davranır..doğrultup tetiğe bastığında "klik" sesi işitilir.Kurşunu kalmamıştır.Harry adamı halleder.Adamı nehre yuvarlar.Ayaklarını yerden keserek adamın icabına bakar.
Çok güzel bir olay.
Ben çok beğeniyorum.
Aşırı sanatsal şeylerden hoşlanmam.
O şiiri de hiç mi hiç beğenmedim.




   



Buna benzer bir şeyi İspanya'nın Peru'yu fethinin sonucunda yaşamıştım.Aşırı miktarda iç sürtüşmeler vardı.Partiler kuruldu...İspanyollar aralarında inanılmaz derecede hırs yapmışlardı.Bir yanda Pizzaro ve kardeşleri...diğer yanda da Almagro vardı.Önde gelen liderlerden biriydi...oldukça da çirkin bir suratı vardı.İspanya kralına delegasyon atayacaklardı.Almagro aşırı şişman|ve çirkin olduğu için onu yollayamadılar.Bu ihtiyar İspanyol asilzadesinin hikayesi de böyle başlar...
70'lerine merdiven dayamış, savaşlara katılıp Avrupa'ya dönmüş, ardından Meksika ve Peru'nun fethinde görev almış birisidir.Saçları ağarmıştır...tüm bu mücadeleler esnasında, yalnızca bir tarafın destekçisi olmuştur.Pizzaro'ya sadık kaldığını düşünüyorum.

Bir gün düşmanlarının kurduğu pusuya düşer.
Atının üstündedir ve üzerine tüfekler doğrultulmuş durumdadır.
Tetiği çekmek üzere oldukları bellidir...
Her an ölebileceğinin de farkındadır...
Aniden düşmanlarına karşı, kışkırtıcı bir şarkı söylemeye başlar.
Şarkının sözleri de şöyledir:

"Anneciğim, saçlarım rüzgârla tek tek dökülüyor."

Bunu gerçekten beğenirim.



Birlikteyiz.Yine birlikteyiz.
Hayır!
Doğru.Doğru.
Selam olsun, Yaratıcı Julien! 
Selam olsun, Yaratıcı Julien!
Bütün insanları önünde diz çöktürdü.
Yaratıcı Julien! Yaratıcı Julien!
Kardeş Jacques, Kardeş Jacques.
Annem de, annem de.
Ding-a-long-a-lula, ding-a-long-a-lula.
Sen benimsin, ben senim.
Kardeş Jacques, Kardeş Jacques.
Annem de, annem de.
Maymunlar nerede? Maymunlar nerede?
Hayvanat bahçesinde.
İşte bilmek istediğim de bu.İşte bilmek istediğim de bu.
İşte bilmek istediğim de bu.İşte bilmek istediğim de bu.
İşte bilmek istediğim de bu.İşte bilmek istediğim de bu.
İşte bilmek istediğim de bu.İşte bilmek istediğim de bu.



Önde altın dişlerim var.
Chris bana altın diş taktırdı.
Küçük kardeşim doğum günümde bana altın diş taktırdı.
Elma veya masada ne varsa yiyebiliyorum.
Seni seviyorum anne.
Seni özledim anne.Keşke hala burada olabilseydin.
Tıpkı küçüklüğümdeki gibi anne.
Keşke burada olabilseydin anne...
altı yaşımdaki gibi anne...
...altı yaşımdayken bana"Frere Jacques" şarkısını söylerdin.
"Frere Jacques, Frere Jacques, dormez vous? "
Ben altı, altı, altı yaşımdayken Pearl dört yaşındaydı.
Chris daha minicik bir bebekti anne.
Hatırladın mı, Chris minicik bir bebekti?
Seni hastanede öldürmüştü.
Seni hastanede öldürmüştü.
Seni hastaneden götürdüklerinde...
seni öldürmüşlerdi.
Hatırladın mı anne?
Chris minicik bir bebekti.
...


Söz veriyorum.
Temizlerim, söz anne.
Hayatta olduğun zamanlardaki gibi temizlerim...
hala evde olduğun zamanlardaki gibi.
Sen ölmeden önceki gibi, dişlerimi diş ipiyle temizlerim.
Temizlerim.Söz veriyorum..
Seni seviyorum anne.Gerçekten seviyorum.
Sen benim en iyi arkadaşımsın.Sen benim en iyi arkadaşımsın



Julien Donkey-Boy (1999) & Werner Herzog 
 Harmony Korine

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder