16 Ekim 2022 Pazar

Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı


Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi?Anılarımızı avuç dolusu gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?

Tanıklarla, kanıtlarla, uygun adım yürümek için ikide bir ayak değiştirme imkânı veren gerçeklerle ne kadar üstümüze gelseler, boşuna! İnanmayız."Geçen bir şey yok!" diye bağırırız."Her şey tam şimdi yaşanıyor!"

...

Hareket etmezsen acı üzerinde birikir.

...

Gençlik Parkı'na Opera kapısından girmiştik.Karşımıza çıkan suyu donmuş havuz Nihal'i heyecanlandırmıştı: "Üstünde yürüyelim mi?"

...

Nihal'e bakarken, annemin sık sık söylediği, sarımsağı gelin etmişler kırk gün kokusu çıkmamış, sözünü hatırlamıştım.

...

Gözlerimin içine bakarak konuşan her kıza aşık olduğum lise günlerini değerlendirme dışı bırakıyorum.

...

Sonuç olarak,ben Serap dışında kimseye aşık olmadım.Ona aşık olmamın nedeni de, bana geçmişimdeki sevme-sevilme biçimini tekrar etme olanağı sağlamasıydı.

Yararlanılan kaynaklar: Yurt Ansiklopedisi, Kemirgenlerle Mücadele El Kitabı, Belirli Günler ve Haftalar.

...

Evet, diyor Ender, bazen edebiyat daha açıklayıcıdır.

...

"Sen yine kendini sevdin.Bense onu sevdim!"

...

Fransızca derslerinde girdiğin gülme krizlerine ne demeki?Siyah çerçeveli gözlüğü, sımsıkı bağlı saçları ve fularıyla bir çizgi roman kahramanı gibi görünen öğretmen seni dışarı yollardı böyle zamanlarda.Zavallı kadın arkandan psikolojik sorunların olduğunu, bizim sana yardımcı olmamız gerektiğini söylerdi.

...

Perşembe akşamları halı saha maçlarına başladık, süreki bir kalecimizin olması ve taç kuralının uygulanması güzeldi.

...

Bütün tatlar ekşi, bütün kokular kesif, bütün hisler fani.

...

Nihal sahiden güzel kızdı, onun yanında sen göbeğinin üzerinde hareket eden bir fok, bense kel kafasını kaşıyan bir maymun olabilirdim.

...

Bir arkadaşım anlatmıştı: Üç buçuk yaşındaki oğlunun genzinde bir sorun olduğu ortaya çıkmış.Geniz eti galiba.Çocukcağız bu yüzden burnundan nefes almıyor, daha kolay geldiği için ağzından alıyormuş.Doktor sorunun çok önemli olmadığını, ancak çocuğun ağız ve burun yapısında kalıcı bir bozulma olmaması için burnundan nefes almaya alışması gerektiğini söylemiş.Arkadaşım çocuğuna konuyu bir soruyla açmayı uygun bulmuş: "Oğlum neden ağzından nefes alıyorsun?" Çocuk da kendinden emin, babasını küçümser bir tavırla, "Baba" demiş, "başka türlü nefes alınmaz ki!"

...

Aptalca bir şey ama, bu fotoğraflarda kendimi de arıyorum, bulamayınca da kederleniyorum.

...

Onunla birkaç kez şiir yazdığı günlerden konuşmak istediğimde, şiir yazmanın kendi harcı olmadığını, başaramadığını söylemiş, Tanpınar'ın çok sevdiği cümlesini tekrarlamıştı: "Zaten şiir, fakirinizde eserden ziyade şair budalalığı şeklinde tecelli etmiştir." Babamdaki bu vazgeçiş beni de etkilemişti.Yazmak, başaramamak, vazgeçmek...

...

Lisedeyken, biliyorsun, seninle çok az gezerdik.Bahçelievler'de okul, ev, pazaryeri, çevredeki basket sahaları, langırt oynadığımız kahve, Emek Mahallesi'nde bizim evin çevresi, lise son sınıfta sizin evden dershaneye giderken izlediğimiz güzergah (İrili ufaklı dört park, kaidesinde Melih Cevdet Anday'ın "Oysa geçen hiçbir şey yok, tümümüz / Göğün ortasında.Bir anıt gibi." dizelerinin yazılı olduğu, mermerden ve yaldızlı tunçtan yapılma modern bir heykel ve önünde oturup gazoz içebileceğimiz birkaç bakkal içeriyordu.) Kızılay ve tabii Gazi Mahallesi'nden demiryolu.Bizim dünyamız bu kadardı.Bir keresinde Etimesgut'a Zırhlı Birlikler'e bir okul gezisi düzenlenmişti de şehrimizin başka yerlerini de görmüştük.Ev kuşuyduk biz.Radyo dinlerdik, çay içip bisküvi yerdik, bu da yetmezdi bisküvimizi çaya batırırdık: Gülüşümüzün bütün dişleri tamamdı da gençliğimizin üç dişi eksikti.

...

Ne yazın gelişinden ne Dünya Kupası'ndan bir şey anlamıştık.Bir mevsimi elin böğründe karşılamak...Bir gazetenin spor sayfasından Dünya Kupası maçlarının programını kesip odanın duvarına asmamak.

...

Lisenin ilk yılında Nur'un dilinin ve parmağının ucunda geçen günlerim.(Erotik değil Çetinciğim, trajik!) Sonra Zühal'in kendisini bana layık bulmadığını söyleyerek kafesinin kapısını zarif bir yalanla kapatması.

Üniversitenin ilk yılı yaz tatilinde yarım yamalak bir Fransızcayla iki turist kıza tavla oynamayı önermem, onların da elimdeki tavlayı alıp teşekkür ederek kendi aralarında oynamaya başlamaları.(Büyük hezimet Çetin! Erdenliği başıma vurduğu o günlerde kadınlarla ilişkilerde bir eşik olduğunu, ancak bu eşiğin aşılmasının, ilişkilere yüklediğim romantik-platonik anlam yüzünden bir hayli zor olduğunu düşünüyordum.

...

Daha önce de söylemiştim, bir kere daha söyleyeceğim: Yaşamak aslında birbirinden kopuk yaşantılar arasında bağlantılar kurmaktır.Bir hatırayı diğerine bir fotoğraf albümü değil yaşayan insan bağlar.Langırt masası bu nedenle önemlidir!

...

Barış Bıçakçı
Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder